–Yazmaya ne zaman ve nasıl başladınız?
Harfleri biraraya getirmeyi ilk öğrendiğimde, mantığımı kullanmaya başladığım ilk an. O zamandan bu yana yazmak benim alınyazım oldu. On bir yaşında bir dergi yayımlama yolunda ilerliyordum, on üçünde ilk kısa hikayemi yazdım. On beş yaşımdan beri gazeteciyim, beşimden beri meraklı bir okur ve ilk romanımı 20 yaşımda tamamlamayı becerdim, bereket versin hiçbir zaman yayımlanmadı. Bu saplantının, kendisi de bir yazar olan büyük amcam ve dünyadaki en iyi mesleğin ip cambazlığı ya da itfaiyecilik değil (bunlar şüphesiz en iyi ikinciler), yazarlık olduğunu düşünen gazeteci, romancı ve eleştirmen babam Paco Ignacio Taibo tarafından beslenen aile geleneğinin bir parçası olduğunu zannederim. Ben beş yaşımdayken babam çalıştığı gazeteden eve gece yarısı döner, gidip yatmak yerine yemek masanının üstüne gazete ve havlu serip üstüne de Olivetti daktilosunu kordu. Sonra da evdekileri uyandırmamak için olabildiğince az ses çıkararak romanını yazardı. Şafak sökene dek yazardı. Sessizce yataktan kaçar, masanın altına kıvrılırdım. Babamın tanıklık etmemi gerektiren çok önemli bir iş yaptığından emindim. Hayatımın ilk yıllarında bir Olivetti’nin ninnileriyle uyudum.
Monthly Archive for January, 2006
An Easy Thing, Paco Ignacio Taibo II (Kilmarnock ve Londra: Friction Books, 2005), ISBN 0954950712, 246 sayfa.
Muertos Incómodos (Falta lo que falta), Subcomandante Marcos ve Paco Ignacio Taibo II México, D.F.: Joaquín Mortiz, 2005. ISBN 9682710057, 235 sayfa.
Roman, hakikatin kendisi gibi, hepimizin bildiği ve hepimizin başına gelen tarih gibi, durulmak ya da kendini izah etmek arzusu olmaksızın dans eden ve bir yerden ötekine sıçrayan parantezler, gizli tehlikeler, dönencelerle doludur.” –Paco Ignacio Taibo II
Héctor Belascoarán Shayne’i tanıyor musunuz? Baba tarafından Bask, anne tarafından İrlandalı. ABD’den yüksek lisanslı bir mühendis. Daha doğrusu, eski mühendis. Zira 1970′lerin başında dolgun bir maaşı, iyi bir evi, bir de eşi varken, zor olsa da, sezgisel olarak kendini huzursuz eden bu hayatı, bildiği tek hayatı, geride bırakmış. Özel, kendi tabiriyle, bağımsız dedektif olarak yeni bir hayata başlamış. Hem de böyle bir mesleğin daha önce hiç işitilmediği, fakat her şeyin mümkün kabul edildiği bir ülkede. Meksika’da. Nadir bir şahsiyet, anlayacağınız. Babası İspanya İç Savaşı’nda Cumhuriyetçilerin safında savaşmış. Erkek kardeşi sosyalist bir sendikacı. Ofisini bir tesisatçı, bir döşemeci ve kanalizasyon uzmanı genç bir mühendisle paylaşıyor. İyi bir plak koleksiyonu var. Sigaraya ve gazoza düşkün. Tanıştığımızda sene 1977′ydi. Belascoarán Shayne Mexico City kadar parçalanmıştı. Terk ettiği orta sınıf hayatı hafızasında henüz çok tazeydi. Gönlü yaralıydı, atkuyruklu sevgilisi kendinden uzakta, Avrupa’daydı. Annesini yeni kaybetmişti. Hükümetin gazoz fiyatlarına sürekli yaptığı zamdan şikâyetçiydi. Yalnızlıktan mustaripti. Ve sadece 31 yaşındaydı.