Monthly Archive for August, 2007

Yeniden Héctor Belascoarán Shayne

Las aventuras de un dedective mexicano ya clásico en la novela negra contemporánea. Serie Belascoarán Shayne (9 novelas en 5 volúmenes):1

  1. Belascoarán Shayne 1
    Días de combate
  2. Belascoarán Shayne 2
    Cosa fácil
  3. Belascoarán Shayne 3
    Algunes Nubes
    No habrá final feliz
  4. Belascoarán Shayne 4
    Regresso a la misma ciudad y bajo la lluvia
    Amorosos fantasmas
  5. Belascoarán Shayne 5
    Sueños de frontera (1990)
    Desvanecidos difuntos (1991)
    Adiós, Madrid (1993)
  6. Muertos Incómodos (falta lo que falta) — Subcomandante Marcos ile birlikte (2005)

  1. Paco Ignacio Taibo II, Serie Belascoarán Shayne (Sueños de frontera, Desvanecidos difuntos, Adiós, Madrid) (México D.F.: Planeta, 2003); Paco Ignacio Taibo II, Frontera Dreams (El Paso, Texas: Cinco Puntos Press, 2002). 

Private ad

Türk Telekom evlenenlere indirim yapıyor(muş). Eylül itibariyle bandwidth masrafını paylaşmak isteyen hanım arıyorum. Ken Loach sevmesi tercih sebebidir.

Milliyetçi mit imalatı, kebap pazarlamacılığının hizmetinde

Şişli’de bir dürümcünün reklam broşüründen. Haberdar eden arkadaşıma müteşekkirim. İlk fırsatta, hepsine tek tek değinmek isterim. Kolesterol tarifine, (namevcut) Çin mutfağına, hanzo-kıro dolayımıyla ufaktan girişilen maduniyet söyleminden istifade çabasına, dış mihraklar için kullanılan körolası sıfatına, aklı çelinerek yemek yapmayı bilmez hale getirilen Türk kızı vurgusuna (niye bu hale geldikleri kısmına katılmasam da, cümlenin esasına bir şey diyemiyorum)… Milliyetçilik, sen ne kudretli bir ideolojisin!

Diyet, perhiz, rejim gibi faaliyetler hedefte Türk delikanlılarının ve genelde de Türk milletinin devamını engellemek için dış mihraklar tarafından gündeme getirilmiş şuurlu bir düzmecedir. Gaye, eskiden bir koyunu, bir oturuşta götüren dev gibi babayiğit atalarımızı ve tarlada doğum yaptıktan sonra bebeğini kundaklayıp, elde orak tarlada çalışmaya devam eden Türk kadınlarını; kalori hesaplayan, hapşırınca yatağa giren, fitness ve aerobik yapan çıtkırıldım tiplere dönüştürmek ve büyük Türk ırkını Çinliler, Japonlar gibi sıska, zayıf ve sağlıksız bir ırk haline getirmektir.
İcabi halinde 240 kiloluk top mermisini tek başına namluya süren bir babayiğidin, kalori hesaplayan, yoğurtlu kebabı reddeden bir züppe haline getirilmesinden daha büyük bir soykırım olabilir mi?
İç yağının, kuyruk yağlarının, anamızın Vita yağının kolestrol yaptığı palavradır.
Kolestrol, kebapları yedikten sonra iki şişe soda içerek ayarlanabilecek bir gaz durumudur.
Sakın bu oyuna düşmeyin.
Feminizm, kadın hakları, çevre şuuru ve eşitlik adı altında Türk kızlarının akılları çelinerek, yemek yapmayı bilmeyen, bizim istikbalimiz olan yavrularını, abuk subuk yiyeceklerle yetiştirecek, damak zevki gelişmemiş, sunta kılıklı diyet bisküvilerini yiyecek sanan bir hale getirmişlerdir.
Ayrıca kör olası dış mihraklar, bu kızlarımıza kebap, soğan, çiğ köfte vb. lezzetleri yiyen, bardak bardak şalgam suyu içen yiğitlerimize hanzo-kıro gibi sıfatlar takmayı öğretmişlerdir.
Ayrıca son yıllarda moda gibi gösterilmeye çalışılan Çin mutfağı diye birşey yoktur. Bu sözde mutfak, acaip zerzevat ile acaip mahlukatın, wog adı verilen bir tencerede yarı pişmiş yarı çiğ olarak hazırlanıp insanlara eziyet olsun diye sopalarla yenmesinden ibaret bir hokkabazlıktır. Sakın kanmayın, sakın yemeyin. Helal değildir!
Unutmayın su uyur, düşman uyumaz!
OLAY BUDUR