- Berlin Noir (London: Penguin, 1993).
March Violets (London: Viking, 1989).
The Pale Criminal (London: Viking, 1990).
A German Requiem (London: Viking, 1991).
- The One From The Other (London: Quercus, 2007).
- A Quiet Flame (London: Quercus, 2008).
- If The Dead Rise Not (London: Quercus, 2009).
Addendum, 6 June 2010
Field Grey (London: Quercus, forthcoming in Autumn 2010).
Las aventuras de un dedective mexicano ya clásico en la novela negra contemporánea. Serie Belascoarán Shayne (9 novelas en 5 volúmenes):1
- Belascoarán Shayne 1
Días de combate
- Belascoarán Shayne 2
Cosa fácil
- Belascoarán Shayne 3
Algunes Nubes
No habrá final feliz
- Belascoarán Shayne 4
Regresso a la misma ciudad y bajo la lluvia
Amorosos fantasmas
- Belascoarán Shayne 5
Sueños de frontera (1990)
Desvanecidos difuntos (1991)
Adiós, Madrid (1993)
- Muertos Incómodos (falta lo que falta) — Subcomandante Marcos ile birlikte (2005)
–Yazmaya ne zaman ve nasıl başladınız?
Harfleri biraraya getirmeyi ilk öğrendiğimde, mantığımı kullanmaya başladığım ilk an. O zamandan bu yana yazmak benim alınyazım oldu. On bir yaşında bir dergi yayımlama yolunda ilerliyordum, on üçünde ilk kısa hikayemi yazdım. On beş yaşımdan beri gazeteciyim, beşimden beri meraklı bir okur ve ilk romanımı 20 yaşımda tamamlamayı becerdim, bereket versin hiçbir zaman yayımlanmadı. Bu saplantının, kendisi de bir yazar olan büyük amcam ve dünyadaki en iyi mesleğin ip cambazlığı ya da itfaiyecilik değil (bunlar şüphesiz en iyi ikinciler), yazarlık olduğunu düşünen gazeteci, romancı ve eleştirmen babam Paco Ignacio Taibo tarafından beslenen aile geleneğinin bir parçası olduğunu zannederim. Ben beş yaşımdayken babam çalıştığı gazeteden eve gece yarısı döner, gidip yatmak yerine yemek masanının üstüne gazete ve havlu serip üstüne de Olivetti daktilosunu kordu. Sonra da evdekileri uyandırmamak için olabildiğince az ses çıkararak romanını yazardı. Şafak sökene dek yazardı. Sessizce yataktan kaçar, masanın altına kıvrılırdım. Babamın tanıklık etmemi gerektiren çok önemli bir iş yaptığından emindim. Hayatımın ilk yıllarında bir Olivetti’nin ninnileriyle uyudum.
Continue reading ‘PIT II ile kısa (mutlu) bir konuşma’