Kazablanka’da yeni dalga

Kazablanka’da bir şipşakçı. Fotoğrafı Bihter çekmiş.

Kazablanka

Sevdiğiniz bir şarkıyı başkasından dinlediğinizde ne hissedersiniz? Onlarca farklı insanın çalıp söylediği bir şarkıyı kastetmiyorum. “All Along the Watchtower”ı nihayet Dylan’dan dinlediğimde, Hendrix’inki evet, bir başka, ama U2 kesinlikle Grateful Dead’den daha iyi okuyor diyordum. Öyle bir şarkı değil bahsettiğim. Kime ait olduğunu ilk andan beri bildiğiniz, başkasının mırıldandığını dahi duymadığınız bir şarkı. Tuxedomoon’un “In a Manner of Speaking”i, dinlediğim ilk Nouvelle Vague şarkısı. İyi hissetmiştim. Daha az hüzünlüydü sanki. Aynı hikâyeyi anlatıyordu belki, ama aslı kadar karanlık değildi. İnsanı o kadar da çok üzmüyordu. Sanki anlatılanlar daha çabuk geçecekmiş gibi. Bir şarkının yarattığı hissi böylesine değiştiren nedir? Tekrar okunmadan aradan neredeyse tam 20 sene geçmiş olması mı? Ya da Bossa Nova tesiri mi bu? Tuşlu çalgılar yerini vurmalılara bırakmış, insan kendisini deniz kıyısında hissediyor. Yoksa acaba sadece Camille’in sesi mi? Doğruyu söylemek gerekirse, bilmiyorum. Bunu başka düşünen olmuş mu diye baktım. Varmış. Tam 235 kişi! Benim gibi bu türden lüzûmsuzluklarla uğraşmayı sevenlerin ekserisi, şarkıyı Tuxedomoon’dan dinlemeyi sevdiğini beyan etmiş. Ben aksi istikametteki beyanatımı şimdi vermiş olayım: Aynı kanâatte değilim. Nouvelle Vague’ı İstanbul’da olup dinlemeyi isterdim. Başka bir yerde dinleyip deniz kıyısında olduğumu düşüneceğim. İstanbul da deniz kıyısında değil mi?

Tuxedomoon — Holy Wars, 1985; Nouvelle Vague — Nouvelle Vague, 2004

0 Responses to “Kazablanka’da yeni dalga”


  • No Comments

Leave a Reply